1001 Gece Masalı: İki Kukulu Kadın

1001 Gece Masalları geniş bir çatı altında anlatılan yüzlerce bağımsız masaldan oluşur. Şah Şehriyar çok genç ve güzel kadınlarla evlenip büyük haz aldığı zifaf gecesinin ertesi sabahı eşlerini idam ettirmeyi adet haline getirmiştir. Yeni karısı Şehrazat bu sondan kurtulmak ve hem cinslerini de kurtarmak için bir plan yapar. Her gece kocasına bir hikaye anlatır ama ertesi gece devam etmek üzere hikayeyi yarım bırakır. Genellikle masalın içindeki bir karakter başka bir masal anlatır. Kimi zamanda o masalın içinde bir başkası başka bir masal anlatır. Böylelikle Şehrazat celladın baltasından bin gün kurtulmayı başarır ve Şehrazat'tan çok memnun olan Şah Şehriyar bin birinci gecede Şehrazat'ın canını temelli bağışlar. 

1001 Gece Masalı: İki Kukulu Kadın

Acem, Hint ve bölgedeki  diğer milletlerin hikayelerini bir araya getiren 1001 Gece Masalları'nın geçmişi karışık olsa da bu masallar bilinen formu 1300'lerin başında bir Kahireli'nin çeşitli masalları ve el yazmalarını birleştirmesiyle oluşmuştur. Batı dünyasında en çok bilinen Ali baba , Sinbad ve Alaaddin gibi masallar aslında Ortadoğu hikayeleri olmasına rağmen Avrupalı tercümanların ilaveleridir. İçiçe geçmiş matruşka misali işlenen 1001 Gece Masalları Sinbad, Ali baba ve Alaaddin'den başka daha pek çok masal içerir. 1001 Gece Masalları'nın bir kısmı açık bir cinsellik konu edinmiştir. ( Tabi ki Türkiye'de ki versiyonları değil) İşlenen konu çoğunlukla zina olmuştur. Ya da daha  daraltmak gerekirse, kendilerini tatmin edemeyen sersem kocalarına ihanet etmek için yaratıcı yöntemler bulan kurnaz eşlerin öyküleri anlatılmıştır. "İki Kukulu Kadın" bu engin türün en eşsiz ve uç örneğidir.

 

"İki Kukulu Kadın" hikayesi kısaltılmamış sansürlenmemiş baskılarda ve Sör Richard Burton'ın  1880'lerde yayınlanmış 16 ciltlik efsanevi tercümesinde mevcuttur. Masala göre;

Kocasının ilgisizliğinden hüsrana uğramış Konstantinapolis valisi'nin karısı, kocasının seyısıyle ilişki yaşar. Ancak gizli saklı buluşmalar yetmez. Kadın genç sevgilisini kocasının onayı ve yardımıyla her daim yanında tutmak için bir çare düşünür. Kocasına annesinin vefat ettiğini, miras işlemlerini halletmek için bir kaç günlüğüne seyahate çıkması gerektiğini ancak; tek başına gitmekten korktuğunu söyler. Kocası da hemen seyise karısına eşlik etmesini emreder. Buraya kadar her şey kadının planladığı gibi gider ve kadın genç sevgilisiyle 1 hafta boyunca istediği posiyonlarda mercimeği fırına verir. Ne var ki kadına 1 hafta yetmez. Eve dönünce kocasına bir sürprizi vardır. Kadının merhum annesi kızına kukusunu miras bırakmıştır ve kadın bu mirası kendi kukusunun arkasına takmıştır. Kocasının karşısında çırılçıplak durur ve kukusunu göstererek ancak bunu kullanabileceğini söyler. Sonra arkasını döner eğilir ve ikinci kukusunun da annesine ait olduğunu söyler. Kocasının o kukuyla ilişkiye girmesinin uygunsuz olacağıdan, kendi kukusuyla ilişkiye giremeyecek tanıdık güvenilir ikinci bir koca bulmak gerektiğini anlatır. Koca seyisi önerir kadın da sözde gönülsüzce razı olur. Hikaye şöyle devam eder. :

Bu sebeple adam hizmetkarını çağırıp demiş ki, " Dinle beni seyis; karımın annesi kukusunu karıma miras biraktı. Niyetimiz onu kanuni nikah bağıyla sana vermek. Ancak bizim malımıza sakın haa yaklaşmayasın." Seyis cevap vermiş;" Asla efendim asla yaklaşmam." Malum konuda anlaşmaya varmalarından sonra kadın ne zaman şehvetle yansa seyisi çağırtır, haremin kuytu bir yerine çekilirler doyasıyla keyif sürdükten sonra birlikte ortaya çıkarlarmış. Vali de her defasında " Aman ha seyis bana ait olanı ihlal etmeyesin" deyince karısı da " Allah var efendim çok dürüst ve emin bir adam o " dermiş. 

NOT: Böyle bir masal gerçekten var ve klasik dünya edebiyatının bir parçasıdir. Masalın ingilizce çevirisini internetten bulabilirsiniz. Başta da belirttiğim gibi sansürsüz ve kısaltılmamış kitaplarda geçmektedir. 

Kaynak: KICK, R.( 2012), Grafik Kanon- 1, İstanbul, Kolektif Kitap.

Bu yazıya tepkin ne oldu ?

like
2
dislike
0
love
0
funny
2
angry
0
sad
0
wow
1