Kongo’nun Büyük Canisi Belçika Kralı II. Leopold

Yukardaki fotoğraf, 1900′lü yılların başında, Belçika Kralı II. Leopold’un Afrika’daki sömürgelerinden biri olan Kongo’da, bir din adamı tarafından gizlice çekildi. Fotoğraftaki adam, kendisi gibi köle olan ve yeterince kauçuk toplayamadığı için cezalandırılan 5 yaşındaki kızının kesilen sol eli ve sağ ayağına bakıyor.  Hitler, Stalin veya Mao kadar lanetlenmeyen, ismi dilden dile dolaşmayan, acımasızlığı hakkında filmler yapılmayan, belgeseller çekilmeyen, kitaplar yazılmayan bu eli kanlı kralın Belçika’da, paraların üstüne resmi basıldı, sokaklara heykelleri dikildi. Bu katliamı nasıl yaptı peki II. leopold ?

Kongo’nun Büyük Canisi Belçika Kralı II. Leopold

Kral II. Leopold komşularını taklit edip fırsat çıktığı ilk anda denizlerin ötesine yayılmayı salık veren bir kraldı. Denizin ötesine geçtiğinde, ürünler için pazarlar bulacaklarını düşünüyordu. Bu amaç belirlenince ilk olarak hedefe Afrika’nın ortasında yer alan Kongo seçildi. İkinci Leopold, Afrika’nın ortasındaki bu bölgeyi  işgal etmeye çalıştı ama parlamento arzusuna sıcak bakmayınca farklı bir formül geliştirdi. Hazinesinden borç alarak bir yardım cemiyeti gibi görünen “Uluslararası Afrika Derneği”ni kurdu. Dönemin en ünlü kâşiflerinden Stanley’i Kongo’ya gönderdi, kendi başına bir sömürge yönetimini kurdurdu ve 1885’te toplanan Berlin Konferansı’nda büyük güçler tarafından “Kongo’nun Hakimi” olarak kabul edildi.

Hikâye her zamanki gibi aynıydı. Neden buraya geldikleri sorulduğunda “Biz medeniyet getirmek için geldik” dediler. Kongo’ya giderken eski senaryoyla yeni bir film çekiyorlardı aslında. Senaryo medeniyet götürmekti ama esas mesele Kongo’daki zenginliklerin sömürülebileceği koloniler kurmaktı. İlk fırsatta bu işe el atarak kolonilerini kurup lastik ve fildişi ticaretine giriştiler. Lastik ve fildişi ticareti Belçika için çok önemliydi. O nedenle bu ticaret için Kongo’daki milyonlarca insanı zorla çalıştırdılar. Ama işin asıl facia tarafı şu ki büyük bir insan gücüne ihtiyaç vardı ve bunun için yetişkinler yetmiyordu. Bu noktada çocuklar devreye girdi. 

Özellikle kauçuk ağaçlarına sahip en geniş ülke olan Kongo, Belçika tarafından önemli bir gelir kaynağıydı. Bunun bedelini zavallı işçiler bedenleriyle ödüyordu. Kauçuk toplayan Afrikalı köylülere giderek daha yüksek hedefler konmaya başlandı. Bu hedeflere ulaşamayanların da “tembelliklerinden” dolayı kolları kesiliyordu. Eğer işçiler kauçuk için lazımsa ya da çalışmak için iki elini kullanması gerekliyse, askerler bu kişilerin eşlerinin veya çocuklarının ellerini kestiler.

Hatta tarihe bu kadar kötü geçmek için özellikle caba harcanmış gibi Kongoda ki askerlerin kullandığı her kurşunun boşa gitmediğini ispatlamaları için vurdukları kişinin elini kesip getirmeleri istenirdi. Erkekler belirtilen miktarda kauçuk ile dönmedikleri takdirde “Chicotte” denilen hipopotom derisi ile yapılan kırbaçlar ile dövülüyor ve çocuklarının elleri kesiliyordu. Askerler arasında kim daha fazla toplayacak gibi yarışlar yapılıyordu.

Belçika Kralı’nın bu zorba rejimi, bir denizcilik şirketinde çalışan yarı Fransız yarı İngiliz olan Edmund Dene Morel sayesinde sona erdi.

Morel, Kongo’da olup bitenlerden şüphelenmiş ve araştırmaya başlayınca patronları tarafından başka yere gönderilmeye çalışılması üzerine istifa ederek gazeteciliğe başlamıştı. Gazetelerde 1900’lü yılların başından itibaren çıkmaya başlayan yazıları Avrupa’nın gözünü açtı ve Morel, destek sağlamak için üç yıl boyunca pekçok ülkeyi dolaşıp dünya tarihinin ilk sivil toplum protestosunu başlattı.

Leopold’ün yaptıklarını manşetlere taşıdı, yakılan köyler ile sakat edilmiş Kongolular’ın resimlerini yayınlattı, Mark Twain ve Sir Arthur Canon Doyle gibi o zamanın tanınmış yazarlarının desteklerini sağlayıp Leopold’ü kınayan yürüyüşler düzenledi.

Leopold, bu protestolar sayesinde 1908’de kanlı ellerini Kongo’dan çekmek zorunda kaldı ve bir yıl sonra da ölüp gitti. Geride bıraktığı şey ise tam bir enkazdı. Tüm bu yaşananların etkisiyle 1880 ve 1920 yılları arasında Kongo’daki nüfusun, 20 milyon kişiden 10 milyona düştüğü tahmin edilmektedir. Bir Belçika başbakanının da dediği gibi II. Leopold, “İnsanlara limon muamelesi yaptı, suları bitinceye kadar sıktı ve sonra bir kenara fırlattı.”

“Avrupalılar geldiklerinde onların elinde İncil, bizim elimizde ise topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğrettiler. Gözlerimizi açtığımızda baktık ki İncil bizim elimizdeydi. Topraklarımız ise beyazların olmuştu.”

Jomo Kenyatta – Kenya’nın Kurucu Devlet Başkanı

Kaynak:https://cokiyiabi.com/kral-leopold-ve-kongo-katliami/

 

Bu yazıya tepkin ne oldu ?

like
4
dislike
0
love
2
funny
0
angry
0
sad
1
wow
2