Kurtların Uluması Aslında Bir Yalvarış mı? Kır Kurdu ve Çakıltaşları

Kurt anlayışına her millette rastlanılır. Aynı zamanda kurt motifi dünya edebiyatındaki yaygın motiflerdendir. Birçok halklarda, kurt-bozkurt’un totem hayvanı olarak eski zamanlardan günümüze kadar insanların düşüncelerinde muhafaza edilmiş özel bir ilgi görmüş olmasını, kurt kavramının, o halkların menşeileriyle ilgili düşüncelerinde yerleşmiş olmasına, geçtikleri tarihi yola vb. bunun gibi nedenlere bağlayabiliriz. Şimdi anlatacağım kurt masalı bir Kızılderili halk masalıdır.

Kurtların Uluması Aslında Bir Yalvarış mı? Kır Kurdu ve Çakıltaşları

Toprak ana daha çok gençken, her şey bugünkünden farklıydı.Tıpkı gelecekte de bugünkünden farklı olacağı gibi, çünkü gelişme ve değişim daimidir. 

 Bir gece, gece yaratıkları bir araya toplandılar ve yüce gizem'e içmizde ve aramızda yaşayan gizeme seslendiler. "Büyük gizem senden yardım isteyebilir miyiz" diye. Büyük gizem cevap verdi "Neye ihtiyaç duyuyorsunuz?"

Kurbağa: Daha fazla ışığa.

Tilki: Kurbağa haklı gündüz yaratıklarının güneşi var. Güneş ortaya çıkınca her şeyi görebilirsin. Bulutlu bir günde bile çok uzakları görebilirsin. Bizimse yalnızca ayımız var.

Baykuş: Bazen gündüzleri de parlar bize bir şey kalmaz. Öyle gecelerde etrafı görebilmek için daha fazla ışığa ihtiyacımız var. 

"Öyleyse" dedi büyük gizem "vadiye , nehre, dereye, göle inin. Suların içindeki bütün parlak çakılları toplayın. Sonra çakıl taşlarını alıp dağa çıkın ve onlarla gökyüzünde ulaşabildiğiniz kadar yükseğe kendi suretinizi çizin." diye ekledi.

Hem gece hem gündüz yaratığı olan Kır Kurdu toplantıya biraz geç kalmıştı. - kimileri onun kızılderili saatine göre yaşadığını söyler- ne yapıyorlar diye sordu Kargaya. Karga olanları anlattı. Yüce gizemin daha fazla ışık için çakıl taşı toplattığını anlattı. Kır Kurdu " Ben dünyanın en büyük ressamıyım demek ki benim resmim en büyük ve en iyisi olacak." dedi ve hemen taş toplamaya başladı. yeterince taş toplayınca dağın başına gitti ancak diğer yaratıklar bencilce tüm gökyüzünü doldurmuş ve Kır Kurduna yer bırakmamışlardı. Kır Kurdu bir sağ gitti bir sola gitti kendi suretini yapacağı yeri aradı. Gökyüzünde mutlaka bir yerler olmalıydı. Sonunda buldu ve gözlerini gökyüzüne dikti ancak birden ayakları kaydı ve topladığı taşlar fırladı yükseldikçe yükseldi. Yükselen çakıl taşları sonunda diğerlerinin çizdiği resimlere çarpmaya başladı. gökyüzünde ki bütün suretler bozuldu. Gece yaratıklarının elinden bozulan suretlerini izlemek dışında birşey gelmedi.

Gece yaratıkları Kır Kurduna çok kızdılar,  kır kurdunu yüce ruha şıkayet ettiler yüce ruh gece yaratıklarıyla konusurken Kır Kurdu aradan sıvışarak oradan kaçtı. Tüm gece yaratıkları kır kurduna çok sinirlenmişlerdi. Yüce ruh siz süretlerinizi değil daha fazla ışık istiyordunuz, daha fazla ışığınız oldu işte dedi. Ama gece yaratıkları yine de çok kızgındılar. bu yüzden Kır Kurdunun hiç bir kutlamaya katılmasına izin vermediler.

Kır Kurdunun geceleri gölün karşı kıyısında çayırda ya da uzaklarda bir yerde uluduğunu duyabilirsiniz. Kır Kurdu gece yaratıklarına suretlerini çizmeleri için bir fırsat daha versin diye yüce gizeme yalvarmaya devam ediyor.

Kır Kurdunu dinlerken başınızı yukarı kaldırıp, ağaçların tepelerine dağlara bulutlara ve aya bakarsanız Kır Kurdunun saçtığı çakıl taşlarını görebilirsiniz. ...Biz onlara yıldız diyoruz...

Kaynak: KICK, R.( 2012), Grafik Kanon- 1, İstanbul, Kolektif Kitap.

Bu yazıya tepkin ne oldu ?

like
4
dislike
0
love
0
funny
0
angry
0
sad
0
wow
2