Lilith: Feministlerin Atası, Lohusaların Al Karısı

“Tanrı sizi kötü kadınlardan korusun; iyi kadınlardan da siz kendinizi koruyun!” “Kadın”ın her halükarda kaçınılması gereken tehlikeli bir varlık olduğunu öğütleyen bu Yahudi atasözünde, ilginçtir ki “kötü kadın” Lilith’i, “iyi kadın” ise Havva’yı çağrıştırmaktadır. Batı’da yaygın olarak bilinmesine karşın Doğu toplumlarında çok daha az bilinen, adı anılmayan ama yansımaları bugün hala devam eden Lilith efsanesi nedir? Sizin için yazdık.

Lilith: Feministlerin Atası, Lohusaların Al Karısı

Yaşam, bir noktada insanın kendi aklına karşı verdiği mücadeledir. İnsan zihni bazen vicdanen doğru kabul ettiklerinin aklen gerçeği yansıtmadığı çelişkisini yaşamaktadir. Bu çelişkide onu kendi doğrusuna ikna eden şey ise ata görgüsü ya da inandığı dinin öğretileridir. İnsan aklında hiçbir karşılığı olmayan ancak insanın inanmaktan kendini alıkoyamadığı bu inanmalar batıl olarak değerlendirilir. Yapılan araştırmalar batıl inanç ve uygulamaların insan tarihi kadar eski olduğunun göstermektedir. Ancak işin en enteresan kısmı bu inançların bize batıl olduğunu söyleyen semavi dinlerin öğretilerinin içine de işlemiş olmasıdır.

Yahudi ve Hristiyan yaratılış efsanelerinde adı geçen ancak İslam dini içerisinde her ne kadar adı geçmese de farklı şekillerde öğretilerin içerisine yer alan Lilith efsanesi nedir? Bir bakalım.

Yahudilik inancındaki efsaneye göre;  

Tanrı ilk insanı yanı Adem'i topraktan yarattığında şöyle konuştu: "İnsanın yalnız olması iyi birşey değil" ve ona topraktan adı Lilith olan bir eş yarattı. Lilith ve Ademi cennetine aldı. Kısa süre sonra birbiriyle kavga etmeye başladılar. Lilith Adem'e şöyle dedi: " Ben senin altında yatmak istemiyorum." ve Adem  karşılık verdi. " Ben senin altında değil üstünde yatmak istiyorum; çünkü sen altta kalan olmayı hak ediyorsun ve ben üstün olmayı hakediyorum." Lilith karşılık verdi: "İkimiz de eşitiz; çünkü ikimizde topraktan yaratıldık" ve her ikisi de birbirini anlamayı reddetti. Lilith bunun farkına vardığında Tanrı'nın yasaklı ismini söyledi ve cennetten kovularak Tanrı'nın buyruklarına uymayan dışlanmışların arasına gönderildi.

Buraya kadar anlatılanlar Lilith’in eril Adem’den sonra tıpkı onun gibi topraktan yaratılan ilk dişi insan olduğunu dolayısıyla da Hz. Adem’in ilk eşinin Hz. Havva değil Lilith olduğunu anlatmaktadır. Buna göre sembolik manada cinsellik üzerinden bir örneklem verilirken kimi çevreler bu anlatıyı kadın ve erkeğin toplumsal yaşam içerisinde eşitliğine dair kadının verdiği ilk mücadele olarak yorumlamaktadır. Dahası bu vesileyle Lilith erkek egemen dünyaya başkaldıran ilk kadın olma hüviyeti de kazanmaktadır. 

Diğer yandan Lilith, Şekina adı altında Teistik Feminist hareket tarafından Tek Tanrıça olarak yeniden gündeme taşınmıştır. Bu sayede Yahudi-Hıristiyan kadın hareketleri yüzyıllarca kadını dişi doğası sebebiyle hor gören ataerkil sistemi yıkmaya ve analık vasfı ön plandaki bir tanrıyı benimsemeye başlamışlardır.

Kızıldeniz yakınlarında bir mağarada yaşadığı sanılan Lilith burada iblisle birlikte oldu ve yüzlerce cin çocuğu doğdu.Kötülüklerin bu yüzden bu kadar hızlı yayıldığına inanıldı. Adem yaratıcısına şöyle seslendi:" Dünyanın Tanrısı bana verdiğin kadın benden kaçtı." Bunun üzerine Tanrı Lilith'in peşinden Sanvi (Senoy), Sansanvi (Sansenoy) ve Semangelaf  isimlerinde üç tane melek gönderdi ve onu geri getirmelerini emretti. Melekler Lilith'e "eğer geri dönerse onu götüreceklerini eğer dönmezse her gün 100 çocuğunun öleceğini söylediler. " Lilith geri dönmek istemedi.

 Sonrasında Tanrı, Lilith'i çok özleyen Adem için Adem'in kaburga kemiğinden Havva'yı yarattı. Havva, Adem'in bir parçası olduğu için ona tabi oldu ve itaat etti. Her gün 100 çocuğu ölen Lilith çok üzüldü. Adem'den intikam almak istedi ve yılan kılığında cennete girdi. Havva'nın yasak elmayı yemesini sağladı ve ardından cennetten kovuldular. Sonrasında Adem'in soyundan gelenlerin canını alacağına dair yemin etti. Erkek çocukları doğumundan sekizinci gününe, kız çocukları ise doğumundan yirminci gününe kadar canını alacağını söyledi.

Bir de efsanenin bu kısmında anlatılan Lilith karakteri ile  Türk mitolojisinde " Al Karısı", " Al Basması","Al kızı" olarak adlandırılan olumsuz şeytani kadın figürü  arasında önemli benzerlikler vardır. Bu benzerliğin izlerini bugün hala daha görmekteyiz. Mesela Anadolu'nun pek çok yerinde lohusa anne ve bebek tek başına bırakılmaz. Bebeğin giysileri geceleri ipe asılmaz. Al Karısı o evde bebek olduğunu öğrenmesin diye. Lilith gibi Adem soyundan gelenlere zarar vermek ister. Ayrıca lohusa annenin olduğu evde 24 saat ışık yakılması da yine bebeği korumak için bir önlemdir. Başka bir inanışa göre ise; Lilith'in genç erkeklerin rüyalarına girerek onlarla ilişkiye girdiği ve onların spermlerini çalıp yeni cin çocuklar doğurduğundan bahsedilir. Bu yüzden Lilith'e "Kutsal Fahişe" ya da "Sperm Hırsızı" da denilirmiş.

Türk mitolojisinde tasvir edilen Al Karısı

Bu yazıya tepkin ne oldu ?

like
7
dislike
0
love
3
funny
0
angry
0
sad
0
wow
3