Su Kıtlığından Korkulan Bu Günlerde Son Çare DENİZ SUYUNU ARITMAK OLABİLİR Mİ?

Su; hayatımızın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır. Özellikle bu pandemi döneminde artan su tüketimi ve ülkemiz genelinde son yıllarda bahar ve kış aylarının kurak geçmesi akıllara çözüm nedir sorusunu getirdi. Konuyla ilgili birçok öngörü ve çözüm arayışı var ancak bu çözümler işe yaramazsa son çare deniz suyu arıtımı olabilir mi?

Su Kıtlığından Korkulan Bu Günlerde Son Çare DENİZ SUYUNU ARITMAK OLABİLİR Mİ?

Dünya'da % 97’lik bir oranda tuzlu su bulunuyor, peki bu tuzlu su arıtılabilir mi? Eğer arıtılabiliyorsa  ‘’suyumuz tükenecek’’ tantanasının nedeni nedir? Gelin bunların cevaplarına bir göz atalım..

Deniz Suyu Arıtma Teknolojilerinin Çalışma Prensibi Nedir? Tercih Edilebilir mi ?

Bu teknolojilerin kullanımı ters ozmos prensibine dayalıdır yani suyun içerisindeki tüm mineraller sudan ayrıştırılarak filtrasyon işleminden geçirilir bu da 1 m3 tatlı su için yaklaşık 3-4 kwh elektrik kullanmamız demektir. Anlayacağınız, bu işlem yüksek enerji maliyetine neden oluyor. Sadece o da değil, ihtiyacımız olan mineralleri alamadığımız için de çok tercih edilen bir yöntem olamıyor. Dünya'nın bir çok ülkesinde uygulanan  teknolojilerde yüksek miktarda kullanılan su, yüksek miktarda tuz ortaya çıkarıyor. Bu tuzu tekrar denize vermek de mümkün olmadığından çölün altına aynı radyoaktif malzemeler gibi gömülüyor. Bunu uygulamakta ayrı bir maliyet demek ancak bazı dünya ülkeleri su kıtlığı çektiği için bu konuda çözümler bulmuş hatta deniz suyu arıtımında zirveye oturmuştur. Bu ülkelerin başında İsrail gelmektedir.

Biraz da Tarih..

Deniz suyunun arıtılması konusunda ilginç bir bilgi verelim: Khawla AbdulMohsen Al-Shayji adlı bir öğrencinin Virginia Polytechnic Institute’ e sunduğu Doktora tezine göre, modern deniz suyu arıtma tesisleri ilk defa 1907 yılında Türkler tarafından Cidde’ ye kurulmuş. 1928 yılına kadar şehre mütevazı miktarda içme suyu sağlayan tesis 1940'lara kadar faaliyette kalmış. Fatıma vadisinden getirilen su Cidde'ye ulaştığında da tesis müzeye dönüştürülmüş. “Jeddah: A portrait of an Arab town” adlı kitapta yer alan bilgilere göre, Osmanlılar tarafından 1800'lerin sonuna doğru kurulan bu tesiste deniz suyu önce ağzı sıkı sıkıya kapalı büyük bir kazanda kaynatılıyordu ve oluşan buhar borularla soğutulmuş kazanlara aktarılarak damıtılıyordu. Tuz sıcak kazanın dibine çökerken, diğer kazana aktarılan buhar iyi suya dönüşüyor ve üzerinde varilden yapılmış tankların bulunduğu arabaları çeken binek hayvanlarıyla şehre taşınıyordu. ( Kaynak: Vs Dergi)

Peki Günümüzde Bu Konuda Çalışmalar Var Mı?

2016 yılında ülkemizin gündeminde olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi  deniz suyundan içme suyu elde etmek için Terkos Gölü’ne 1.5 kilometre, Durugöl çayına ise 900 metre mesafede 600 milyon lira maliyetle inşa edilmesi planlanan projenin ÇED onayından sonraki 180 iş gününde bitirilmesinin planlandığı, arıtılan atık suyun Karadeniz açıklarına deşarj edileceği iddialar arasındaydı ancak konunun uzmanları bunun doğal dengeyi bozacağını ve verimli olmadığını dile getirmişti. Bu konuyla ilgili şu anlık herhangi bir çalışma bulunmamaktadır.

Ülkemizin su kaynakları halen bolken tabi ki son çare deniz suyu arıtımı olmalıdır. Bunun yerine yağmur suyunu ya da doğal buharlaşmayı kullanmak çok daha iyi bir yöntem olacaktır. Günlük su tüketim alışkanlıklarımızda tasarrufa gitmekte tabi önemli bir adım olacaktır. Güzel bir sloganla bağlamak gerekirse: Geleceğe hazırlık yapmak mı? Öyleyse suyuna sahip çık! Diyoruz.

Bu yazıya tepkin ne oldu ?

like
5
dislike
0
love
1
funny
0
angry
0
sad
0
wow
4